Menü Kapat

Alaçatı’da Taş Duvarların Arasında Saklı Ruh: Küçük Otellerin Büyük Karakteri

Ege’nin rüzgârıyla yoğrulmuş, begonvillerin duvarlara sarıldığı bir köy düşünün… Alaçatı.
Bir zamanlar rüzgâr değirmenleriyle tanınan bu köy, bugün Türkiye’nin en özgün küçük otellerine ev sahipliği yapıyor.
Ama bu otelleri “lüks” ya da “moda” yapan şey, yalnızca tasarımları değil; her birinin kendine ait hikâyesi, karakteri ve ruhu.

Alaçatı’da bir taş otelde kalmak, aslında bir evin geçmişine misafir olmak gibi.
Kimi 1800’lü yıllardan kalma bir Rum evinin restore edilmiş hâli, kimi bir aile mirasının özenle korunmuş parçası.
Taş duvarların arasında serinlik, avluda sabah kahvaltısında lavantalı reçel kokusu, akşamları rüzgârla gelen sessiz bir huzur…

Buradaki küçük otellerin sahipleri, çoğu zaman misafirleriyle birebir ilgilenen, otelin ruhunu adeta yaşayan insanlar.
Onlar için her detay önemli: kahve fincanından sabah müziğine kadar her şey, o “Alaçatı hissi”ni oluşturuyor.

Gerçek otel örnekleri:

  • Viento Hotel Alaçatı – Restorasyonu aslına sadık kalınarak yapılmış, taş mimarisiyle Alaçatı’nın simgelerinden biri.
  • Beyevi Alaçatı – Şık ama samimi dokusuyla öne çıkan, avlusu lavanta kokulu bir aile işletmesi.
  • Sakin Ev Hotel – Sessiz bir sokakta, geleneksel Alaçatı mimarisini sıcak bir ev atmosferiyle birleştiriyor.

Alaçatı bize bir kez daha hatırlatıyor: Küçük oteller sadece birer konaklama yeri değil, yerin ruhunu taşıyan hikâye mekânlarıdır.
Bir duvarın dokusunda, bir kahvaltının kokusunda, bir gülümsemede geçmiş ve bugünün iç içe geçtiği bir yaşam biçimi vardır burada.

Yolunuz Alaçatı’ya düşerse, büyük otellerin gürültüsünden uzak durun.
Küçük bir taş otelde kalın, sabahları rüzgârla uyanın ve Ege’nin o sade ama derin huzuruna karışın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir