Son yıllarda dikkat çekici bir eğilim var:
Küçük, sade, mahalle kültüründen gelen birçok turistik işletme, bir anda kendini “lüks segmentte” konumlandırmaya çalışıyor.
Fiyatlar artıyor, sunulan şey aynı kalıyor, hizmet ise maalesef düşüyor.
Çünkü asıl sorun şu:
İşletmenin kapasitesiyle, hedeflediği turist profili arasında büyük bir uyumsuzluk var.
Herkes Paralı Turisti İstiyor, Ama Ona Ne Verecek?
Bugün bir dağ köyünde küçük bir bungalov işletmesi bile “zengin yabancı turist” beklentisi içinde.
Ancak şu soruyu sormuyoruz:
- O turist neden oraya gelsin?
- Peki sen o profile uygun ne sunuyorsun?
Lüks turist şunları arar:
✅ Üst düzey konfor,
✅ Kusursuz temizlik,
✅ Özenli hizmet,
✅ Profesyonel yaklaşım.
Ama o işletme hâlâ kendi odasını yılda bir kez boyuyor, kahvaltıda ürünleri bakkaldan alıyor, iletişim kurarken yüzü asık.
İşte sorun burada başlıyor.
Uygun Fiyatlı Demek Kötü Hizmet Demek Değildir
Bütçeye uygun bir hizmet modeli, kalitesiz olmak zorunda değil.
Aksine, temiz, düzenli, şeffaf ve içten bir hizmet anlayışıyla birleştiğinde çok daha etkileyici olabilir.
Bugün turist şunu söylüyor:
“Lüks olmasın ama düzgün olsun.”
“Gösterişli olmasın ama içten olsun.”
“Pahalı olmasın ama özenli olsun.”
Bu sesi duymayan işletmeler ya “ucuz ama güvensiz” ya da “pahalı ama karşılıksız” algısı yaratıyor.
Oysa ideal olan şu:
Fiyatla değil, karakterle fark yaratmak.
Herkes Aynı Turiste Koşarsa, Turizm Daralır
Türkiye’nin turistik haritasında her yer aynı misafiri bekliyor gibi:
- Zengin Avrupalı,
- Bol harcayan Arap,
- “Her şey dahil” alışkanlığından vazgeçmiş beyaz yakalılar…
Ama unutuluyor ki:
- Öğrenci de tatil yapar,
- Emekli çift de dinlenmek ister,
- Aile bütçesiyle 3 günlük kaçamak planlayan da vardır.
İşletmelerin sunduğu modelle, bölgenin taşıma kapasitesi ve gerçekçi beklentileri uyumlu olmalı.
Gönülsüz Bu İş Olmaz
Turizm sadece oda kiralamak değildir.
Bir turistin 3 günlük tatilinde:
- İklimi sizsiniz,
- Hafızası sizsiniz,
- Tavrı siz verirsiniz.
Bu nedenle turizm işi biraz ticaret ama çokça gönül işidir.
Küçük bir işletmenin en büyük sermayesi güler yüz, düzen ve sadeliktir.
Geri kalan detaylar sonradan toparlanır.
Son Söz: Küçük Olanın Gücü, Kendisi Gibi Olmasında
Her küçük işletme lüks olmak zorunda değil.
Ama her işletme düzenli, temiz, dürüst ve özenli olmak zorunda.
Turizm sadece “kim daha çok kazanıyor” değil,
aynı zamanda “kim misafiri mutlu ediyor” sorusuna verilen cevaptır.
Herkesin aynı hedefte koştuğu bu rekabet ortamında,
kendine özgü kalanlar kazanacak.