Menü Kapat

Küçük Otelci Para İçin Değil, Güzel Bir Hayat İçin Çalışır

Küçük bir otel işletmecisini motive eden şey, çoğu zaman yüksek doluluk oranları, kâr marjları ya da yıllık büyüme hedefleri değildir. Onun hayali, sabahları kendi bahçesinde misafirleriyle aynı havayı solumak, kahvaltı masasındaki sohbetlere katılmak, tanımadığı insanların mutluluğuna mekân olmuş olmanın gururunu yaşamaktır.

Büyük oteller “büyümek” için tasarlanır; küçük oteller “yaşamak” için.
Birinde rakamlar belirler kaderi, diğerinde insan hikâyeleri. Küçük otelcilik, tablosu dolu bir gelir beyanı için değil, “iyi yaşanmış bir hayat” için yapılır.

Birçok küçük otel sahibi, bu işe para için değil, başka bir hayata duyduğu özlem için adım atmıştır. Şehirden kaçmak, masa başı hayatından vazgeçmek, çocuklarına daha sakin bir yaşam sunmak, bir köye yerleşip kendine ait küçük bir dünya kurmak… Bu yolculuğun arkasında çoğu zaman ticari bir hırs değil, kişisel bir rüya vardır.

Bu yüzden küçük otelci için para, amaç değil araçtır.
Bahçedeki limon ağacının gölgesiyle misafirine çay ikram edebilmek, kendi elinin değdiği odanın temizliğini bilmek, resepsiyonda koşuşturan bir personel ordusuyla değil, kendi üslubuyla hizmet vermek… Bunlar onun gerçek kazançlarıdır.

Gerçek başarı, bankadaki rakamlarda değil; misafirin ayrılırken söylediği o sade cümlede saklıdır:
“İyi ki burayı bulmuşuz.”

Küçük otelcilik aslında bir işletme değil; hayata dair bir tercih, bir yaşam biçimidir. İşletmeci de bu tercihinin içinde misafirleriyle birlikte yaşar. Yorgunluğunu da mutluluğunu da aynı mekânda taşır. Bu yüzden, küçük otel sahibi yalnızca hizmet vermez; bir atmosfer kurar, bir ruh üretir.

Kısacası, o yalnızca oda satarak değil, insanlara güzel anılar armağan ederek geçimini sağlar.
Ve belki de en önemlisi, tüm bunları yaparken kendi hayatını da güzelleştirir.

Çünkü küçük otelci, çok para kazanmak için değil, hayatını bu otelde güzel kılmak için çalışır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir