Menü Kapat

Selin Dünya Gezer: Cunda Adası’nda Zamanın Ağır Akışı

Cunda’ya giden yollar, bir yere varmak için değil; bir hâle girmek içindir.
Taş evlerin arasında, begonvillerin gölgesinde dolaşırken zaman ağırlaşır, kalbin ritmi denizle uyumlanır.

Burada her köşe, eski bir hikâyenin yankısı gibidir. Rum evleri restore edilmiştir ama duvarlardaki tuz izi, hâlâ denizle konuşur.
Sabahları fırından çıkan sakızlı kurabiyelerin kokusu, rüzgârla birlikte sokaklara yayılır.
Akşamüstü, limanda otururken martı sesleriyle karışan bir Türk kahvesi tınısı duyarsınız —
Cunda böyle bir yerdir: sakin, ama asla sessiz değildir.

Cunda’daki küçük oteller, adanın ruhunu olduğu gibi yansıtır.
Birçoğu eski taş evlerin yeniden doğmuş hâlidir.
Otel sahipleri genellikle adalı ya da adaya âşık olmuş insanlardır —
Ve bu tutkuyu her ayrıntıda hissedersiniz: sabah kahvaltısında sunulan zeytinyağında, yatak başındaki eski lambada,
ya da veranda masasının üzerine konan taze çiçeklerde.

Cunda bize şunu hatırlatır:
Küçük oteller, aslında bir yaşam biçiminin sessiz tanıklarıdır.
Burada konaklamak, sadece bir tatil değil; bir insan sıcaklığının parçası olmaktır.

🌿 Cunda Adası’ndan Küçük Otel Önerileri

  • Cunda Fora Hotel: Limana birkaç adım mesafede, modernle gelenekseli buluşturan zarif bir aile işletmesi.
  • Cunda Despot Evi: Tarihi bir konakta yer alan, taş duvarlı odaları ve deniz manzaralı terasıyla ada ruhunun simgesi.
  • Ortunç Hotel: Ada merkezinden biraz uzakta, maviyle yeşilin birleştiği koyda, sürdürülebilirlik ilkeleriyle çalışan sakin bir otel.
  • YundAntik Cunda Konak: Eski bir Rum evinden restore edilmiş, sıcak detaylarla dolu, kahvaltısıyla ünlü.

Cunda’da sabahları gün doğumunu izlerken bir şey fark edersiniz:
Bu ada size hiçbir şey vaat etmez, ama her şeyi hissettirir.
Çünkü burada lüks, manzaraya değil — huzura bakar.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir