Yolculuk dediğimiz şey, aslında sadece haritada çizilen bir rota değil. Bazen bir uçak bileti, bazen trenin camından görünen bir manzara, bazen de hiç beklemediğiniz bir köydeki küçük bir otel odası… Benim için yolculuk, mesafelerden çok hislerle ölçülüyor.
Yıllardır farklı coğrafyalarda seyahat ederken şunu fark ettim: büyük oteller size konforu verir, ama küçük oteller size hikâyeyi sunar. Birinin bahçesinde sabah kahvesi içerken hissettiğiniz sıcaklık, aile işletmesinin mutfağından gelen kokular ya da odanızın penceresinden gördüğünüz küçücük bir meydan… İşte o anlar, seyahati unutulmaz kılıyor.
Yeniturizm.com ailesine katılmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Burada sizlerle, hem Türkiye’den hem de dünyanın farklı yerlerinden küçük ama ruhu olan otel deneyimlerini paylaşacağım. İzlanda’da kar fırtınasının ortasında 5 odalı bir kır evi, Kapadokya’da taş duvarlarıyla misafirlerini ağırlayan bir konak ya da Ege kıyısında denizin sesini odasına taşıyan minik bir pansiyon… Hepsi benim için birer yol arkadaşı oldu, şimdi sıra onları size anlatmakta.
Bu köşede kimi zaman bir işletmecinin hayalini, kimi zaman bir yolcunun anısını, kimi zaman da bir kentin ruhunu bulacaksınız. Çünkü küçük oteller, aslında sadece uyumak için değil; yaşamın farklı yüzlerini görmek için açılan pencereler.
Benim yolculuğum, yazdıkça daha da büyüyecek. Umarım siz de okudukça kendi yolculuğunuz için yeni ilhamlar bulursunuz.
Sevgiyle,