Selin Dünya Gezer’den merhaba! Bu defa yolum beni, İtalya’nın kalbine, Toskana’nın kıvrımlı tepelerine ve taş köylerine götürdü. Burada manzaralar öyle dingin, zaman öyle yavaş akıyor ki; bir bağ evinde uyanmak, sadece bir otel deneyimi değil, bir yaşam biçimine dokunmak gibi. Küçük oteller, şarap üreticilerinin yıllardır süregelen emeğiyle birleşiyor; sofrada ev yapımı makarna, bahçede zeytin ağaçları, kilerde ise yıllanmış şaraplar… İşte Toskana’nın ruhunu anlatan beş küçük otel:
1) Castello di Vicarello – Cinigiano
Ortaçağ’dan kalma bir taş şato düşünün; etrafı lavanta tarlaları ve üzüm bağlarıyla çevrili. Her odası ayrı bir hikâye, her köşesi ayrı bir sanat eseri gibi. Şarap tadımları, bağ gezileri ve şato mutfağında şeflerle hazırlanan Toskana yemekleri konuklara unutulmaz anlar yaşatıyor.
2) La Bandita Townhouse – Pienza
Pienza’nın UNESCO mirası taş sokaklarında, eski bir manastır binasından dönüştürülmüş modern bir butik otel. Taş duvarlar ve çağdaş tasarım burada buluşuyor. Akşamüstü terasında Pecorino peyniri ve kırmızı şarap eşliğinde, şehrin meydanından gelen hafif çan sesleri eşlik ediyor.
3) Agriturismo Poggio Alloro – San Gimignano
Burası gerçek bir aile işletmesi. Ev yapımı şarap, zeytinyağı ve taze makarna sofranıza geliyor. Sabahları bağ manzarasında kahvaltı, akşamları ise aileyle aynı masada oturup gün batımını izlemek mümkün. “Agriturismo” kültürünün Toskana’daki en samimi örneklerinden biri.
4) Borgo Santo Pietro – Chiusdino
Rustik bir köy lodgesi ama lüks detaylarla bezenmiş. Spa’sı, bahçeleri, gurme mutfağı ile hem doğanın sadeliğini hem de zarafeti hissettiriyor. Çiftlikten sofraya konseptiyle yemekler hazırlanıyor; taze sebzeler ve baharatlar otelin kendi bahçesinden.
5) Albergo Il Giglio – Montalcino
Daha mütevazı ama bir o kadar da sıcak bir pansiyon. Taş bir binanın içinde, Montalcino’nun dar sokaklarına bakan küçük pencereler… Brunello di Montalcino şaraplarını tatmak için de ideal bir durak. Burada konaklamak, bir köy evinde misafir olmak gibi.
Neden Toskana’nın Küçük Otelleri?
- Taş Mimari: Tarihin içinde ama güncel konforla.
- Şarap Kültürü: Çoğu otel, kendi bağının ürünlerini misafirleriyle paylaşıyor.
- Yavaş Yaşam: Akşamları bağların arasında yürüyüş, sabahları köy kahvesinde espresso.
- Samimiyet: Aile işletmeleri sayesinde otel değil, bir ev atmosferi.
Toskana’da küçük bir otelde kalmak, aslında sadece bir tatil değil; bir köy ailesinin hayatına misafir olmak demektir. Burada konakladığınız her taş ev, size bağların kokusunu, sofraların neşesini ve İtalya’nın kalbini hissettiriyor.