Menü Kapat

Sezon Kapandı: Aynı Bildik Yorgunluk, O Tatlı Telaşın Ardından Kalan Sessizlik

Sezon başında yazmıştım ya hani… “Yine o bildik heyecan, o belli belirsiz tedirginlik” diye. Şimdi sezon bitti. Perdeler kapandı, son misafir uğurlandı, kapılar kilitlendi. İşte tam bu anda, o ilk günkü tedirginliğin yerini bambaşka bir duygu alıyor: O tuhaf boşluk.

O İlk Günkü Heyecan Nereye Gitti?

Hatırlıyor musunuz sezon açılırken ne demiştim: “Alıştık ama katılaşmadık.” Hâlâ doğru. Ama şimdi bir de şunu eklemek lazım: Yorulduk ama tükenmedik.

Sezon boyunca o “bir eksik çıkmasa bari” duygusu hiç peşinizi bırakmadı. Her yeni misafir, her yeni talep, her yeni sorun… Hepsi sizi ayakta tuttu. Şimdi hepsi bittiğinde, o ayakta tutan gerginlik de gitti. Ve geriye ne kaldı? Tatlı bir yorgunluk ve biraz da şaşkınlık.

“Nasıl geçti bu sezon?” diye soruyorsunuz kendinize. Sanki dün açmıştınız kapıları, sanki dün “Hoş geldiniz” demiştiniz ilk misafire. Ama takvime bakınca anlıyorsunuz: Aylar geçmiş, mevsimler değişmiş, siz yine aynı yerde ama biraz daha yorgun, biraz daha tecrübeli, belki biraz daha suskun…

O “Ben Bilirim” Rahatlığı İşe Yaradı mı?

Sezon başında demiştim ya: “Tecrübeli işletmecinin en büyük avantajı, bir aksaklık çıktığında ne yapacağını bilmesidir.” İşte o an geldi çattı. Sezon boyunca kaç kere “İyi ki tecrübeliyim” dediniz? Kaç kere cebinizdeki yedek anahtar, dolaptaki yedek ampul, çekmecedeki sigorta sizi kurtardı?

Genç işletmeci paniklerken siz sakin kaldınız. Telefonlara sarılmadınız, yardım çağırmadınız. Çünkü biliyordunuz: Hangi ocak ne zaman arıza yapar, hangi musluk ne zaman damlatır, hangi odanın kliması geç ısınır… Hepsi aklınızın bir köşesinde yazılıydı. Ve çoğu zaman haklı çıktınız. O “kötü bir sürpriz çıkmasın” isteğiniz, tecrübeniz sayesinde boşa çıkmadı. Belki birkaç ufak sürpriz oldu ama hepsinin üstesinden geldiniz.

Ama şunu da itiraf edelim: Her sezon kendine özgüydü. Geçen sene sorunsuz işleyen sistem, bu sene aksadı. Geçen seneki personel bu sene yoktu. Geçen seneki tedarikçi fiyatları çoktan unutulmuştu. Ve siz yine de ayakta kaldınız. Çünkü alışmıştınız. Ama tam anlamıyla “rahat” olamamıştınız. O hafif tedirginlik hiç geçmemişti. Ve belki de iyi ki geçmemişti. Çünkü o tedirginlik sizi uyanık tuttu. Sizi “her şey yolunda” rehavetine sokmadı.

Personel Meselesi: Yine Aynı Hikâye

Sezon başında demiştim ya: “Tecrübeli işletmecinin en çok zorlandığı konu, her sezon değişen personeldir.” Bu sezon da değişmedi. Yine yeni yüzler geldi, bir kısmı alıştı kaldı, bir kısmı birkaç hafta sonra kayboldu gitti. Yine ilk misafirler gelmeden personel tam kadro olmadı. Yine bir eksik vardı, bir hasta çıktı, bir arkadaş “ben gelmeyeceğim” dedi. Siz yine resepsiyondaydınız, yine kahvaltıdaydınız, yine odaları kontrol ediyordunuz. Sanki yirmi yıl önceki gibi.

Ama bu sefer farklıydı. Artık şikayet etmediniz. Çünkü işin doğasında bu olduğunu öğrenmiştiniz. “Ne yapalım, idare edeceğiz” dediniz, kolları sıvadınız. Ve yine üstesinden geldiniz. Belki biraz daha yorgun, belki biraz daha yıpranmış ama yine başardınız.

Yorumlar: Okumamak da Bir Tecrübe

Sezon başında demiştim ya: “İlk yorumlar geldiğinde, genç işletmeci heyecanla okur, sevinir veya üzülür. Tecrübeli işletmeci ise… Bazen hiç okumaz.” Bu sezon da öyle oldu mu? Belki yine bazı yorumları okumadınız. Belki aylar sonra baktınız. Belki çok iyi bir yorum gelince “işte bu” dediniz, kötü bir yorum gelince “herkesi memnun edemezsin” dediniz, yolunuza devam ettiniz.

Ama şunu da biliyorsunuz: Yorumlar önemlidir ama işletmenin gerçeğini yansıtmaz. Bazen en iyi işletmeye kötü yorum yazılır, bazen vasat bir işletme göklere çıkarılır. Önemli olan, yorumlardan ders çıkarabilmek ama onlara takılıp kalmamaktır. Bu dengeyi kurmayı öğrendiniz. On yıl sonra, oturmuştu zaten.

Sezon Bitti: Peki Şimdi Ne Olacak?

İşte şimdi o tuhaf sessizlik. Sabah erken kalkma zorunluluğu yok. Kapı çalma sesi yok. “Hoş geldiniz” deme telaşı yok. Wi-Fi şifresini söyleme otomatiği yok. Sadece sessizlik. Ve biraz da hüzün.

Çünkü sezon boyunca o kadar çok şey yaşadınız ki, şimdi hepsi bir anda durdu. Beyniniz hâlâ “Acaba bir şey eksik mi?” diye soruyor. Ama eksik olan bir şey yok. Sadece sezon bitti. Ve siz hâlâ o tempoya alışmaya çalışıyorsunuz.

Belki birkaç gün dinleneceksiniz. Belki bir yerlere gideceksiniz. Belki sadece evde oturup hiçbir şey yapmayacaksınız. Ama bir yanınız hep tetikte kalacak. Çünkü alışmışsınız. Çünkü bu iş böyle. Sezon biter ama işletmeci hiç bitmez.

Sonuç: Her Sezon Bir Hikâye

Sezon açıldı, misafirler geldi, gitti. Siz yine oradaydınız. Yine gülümsediniz, yine “Hoş geldiniz” dediniz, yine sorunları çözdünüz, yine yoruldunuz. Ama yine de iyi ki yaptınız. Çünkü her sezon bir hikâye. Her sezon bir öncekinden farklı. Ve o farkı keşfetmek, işin tazeliğini koruyor.

Sezon başında demiştim ya: “İlk günlerdeki o bildik tedirginliğe sarılın biraz. Sizi uyanık tutan, sizi iyi yapan şey odur.” Şimdi sezon sonunda şunu ekliyorum: O tedirginliğin yerini alan o tatlı yorgunluğa da sarılın. Sizi ayakta tutan, sizi siz yapan şey odur.

Sezonunuz kapandı. Misafirleriniz hoşnut oldu mu? Umarım oldu. Ve umarım siz de bu sezondan bir şeyler öğrendiniz. Çünkü her sezon, bir sonrakinin hazırlığıdır.

Şimdi dinlenme zamanı. Ama çok da dinlenmeyin. Çünkü bir sonraki sezon, yine o bildik heyecanla, o belli belirsiz tedirginlikle gelecek. Ve siz yine hazır olacaksınız.

Sezonunuz kapandı, emeğinize sağlık. Ve bir sonraki sezon, yine her şey olması gerektiği gibi olsun.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir