Menü Kapat

Beypazarı’nda Kışın Sessizliği

Bu hafta rotamı, İç Anadolu’nun kışa en çok yakışan kasabalarından birine çevirdim: Beypazarı.
Ankara’ya yakınlığıyla bilinse de, Beypazarı’nın asıl değeri mesafesinde değil; ritminde saklı.

Kış geldiğinde buradaki hayat biraz daha yavaşlar.
Taş sokaklar sessizleşir, ahşap konakların pencerelerinden ince dumanlar yükselir.
Çarşıdaki dükkânlar açıktır ama acele yoktur; herkesin zamanı biraz daha geniştir.

Beypazarı’nda konaklamak, bir otelde kalmak gibi değildir.
Eski konakların restore edilmesiyle açılmış küçük oteller, misafire oda değil, bir ev hissi sunar.
Kalın duvarlar soğuğu dışarıda tutar, içeride ise soba sıcaklığı ve eski ahşabın kokusu vardır.


Beypazarı’ndan Küçük ve Karakterli Konak Önerileri

◼︎ Beypazarı İpekyolu Konağı
Tarihi bir konaktan dönüştürülmüş, az odalı ve samimi bir işletme.
Ahşap merdivenleri, yüksek tavanlı odaları ve ev tarzı kahvaltısıyla kasabanın ruhunu iyi yansıtır.

◼︎ Beypazarı Taş Mektep Otel
Eski bir okul binasının otele dönüştürülmesiyle ortaya çıkmış karakterli bir yapı.
Taş duvarları ve geniş avlusuyla, kışın dingin atmosferini hissettiren bir konaklama.


Beypazarı bize şunu hatırlatıyor:
Kış, bazı yerlerde soğuk değil; sakinlik getirir.

Sabah taş sokaklarda yürürken, fırından çıkan taze kurunun kokusu gelir.
Bir kahvede oturup sıcak çay içerken, zamanın aslında sandığımız kadar hızlı akmadığını fark ederiz.

İç Anadolu’nun kışı sert olabilir,
ama doğru kasabada, doğru konakta, o kış en yumuşak hâline bürünür.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir