Turizm uzun yıllar boyunca tek bir cümleyle ölçüldü:
“Ne kadar gelir getirdi?”
Ziyaretçi sayıları, kişi başı harcama, toplam turizm geliri… Bunlar elbette önemli göstergeler. Ancak bugün dünya turizmi yeni bir eşiğe gelmiş durumda. Artık yalnızca gelir değil, turizmin ne ürettiği konuşuluyor.
Çünkü turizm, doğru yönetildiğinde sadece para değil;
kültür, anlayış, bağ ve ortak hafıza üretir.
Yanlış yönetildiğinde ise kimlik kaybı, betonlaşma ve kısa vadeli kazanç dışında geriye çok az şey bırakır.
Bu noktada Türk turizmi için kritik bir soru ortaya çıkıyor:
Turizm yalnızca gelir getiren bir faaliyet mi olacak, yoksa kültür üreten bir modele dönüşebilir mi?
Gelir Odaklı Turizmin Sınırları
Son yıllarda dünya genelinde aşırı turizm (overtourism) tartışmaları arttı. Birçok şehirde turist sayısı yükseldi, gelirler büyüdü; ama yerel halkın yaşam kalitesi düştü.
Kiralar arttı.
Şehir merkezleri tek tip dükkânlara dönüştü.
Yerel hayat turistik dekorun arkasına saklandı.
Bu noktada şu gerçek ortaya çıktı:
Turizm, kontrolsüz büyüdüğünde ekonomik kazanç sağlasa bile kültürel kayıp yaratabiliyor.
Yani gelir var ama değer yok.
Hareket var ama anlam yok.
Kültür Üreten Turizm Ne Demek?
Kültür üreten turizm, ziyaretçinin yalnızca tükettiği değil;
yerel yaşamla temas ettiği, bir şey öğrendiği ve bir şey bıraktığı turizm modelidir.
Bu modelde:
- Yerel üretici sürecin parçasıdır,
- Geleneksel mutfak korunur,
- El sanatları yaşar,
- Kültürel etkinlikler turizmin parçası olur,
- Şehir, turist için değil; turist şehir için vardır.
Bu yaklaşımda turizm, bir dekor değil; yaşayan bir kültürün paylaşımıdır.
Anadolu Bu Model İçin Neden Uygun?
Anadolu, turizmin henüz kimliğini aşındırmadığı nadir coğrafyalardan biridir.
Çünkü birçok şehirde hayat hâlâ turizm için değil, kendi doğal ritmi içinde akmaktadır.
- Her şehrin ayrı mutfağı,
- Her kasabanın ayrı zanaatı,
- Her bölgenin ayrı hikâyesi vardır.
Bu çeşitlilik, doğru planlandığında turizm için hazır bir kültürel altyapı sunar.
Ama bu zenginlik, yanlış yatırımlarla kolayca kaybedilebilir.
Eğer Anadolu’da turizm yalnızca otel sayısını artırmak, arsa değerini yükseltmek ve kısa vadeli gelir üretmek üzerine kurulursa; birkaç yıl içinde aynılaşma başlar. O zaman Anadolu, kendi avantajını kaybeder.
Kendi Kendine Yetebilen Turizm Mümkün mü?
Gerçek başarı, dışarıdan gelen turist sayesinde ayakta duran değil;
turizmle birlikte güçlenen yerel ekonomiler kurabilmektir.
Bunun için üç temel ilke gerekiyor:
1. Yerel üretimi merkeze almak
Turizm gelirinin mümkün olduğunca yerel üreticiye, çiftçiye, esnafa ve zanaatkâra ulaşması gerekir.
2. Kültürü ürün değil, yaşam biçimi olarak korumak
Turist için sahnelenen folklor değil; günlük hayatın doğal akışı paylaşılmalıdır.
3. Küçük ölçekli ve dengeli büyüme
Dev yatırımlar yerine, yerel dokuyla uyumlu, küçük ve orta ölçekli işletmeler desteklenmelidir.
Bu üç ilke bir araya geldiğinde turizm, dışarıdan beslenen bir sektör olmaktan çıkar;
kendi kendini besleyen bir kültürel döngü hâline gelir.
Dünya Bu Yöne Doğru Gidiyor
Bugün birçok ülke, turizmi sadece gelir değil, kültür politikası olarak ele almaya başladı.
- Japonya’da kırsal deneyim turizmi,
- İtalya’da yavaş şehir (slow city) hareketi,
- İspanya’da yerel kimliği koruyan turizm planları
aynı arayışın sonucu:
Turizm büyüsün ama kültür küçülmesin.
Türk Turizmi İçin Yeni Bir Yol Mümkün
Türk turizmi uzun yıllar boyunca sayıyla büyüdü.
Şimdi ise yeni bir aşamaya geçme fırsatı var.
Eğer turizm:
- yalnızca sahil şeridine sıkışmaz,
- Anadolu’nun kültürel dokusunu merkeze alır,
- yerel üretimi turizm zincirine dahil eder,
- küçük şehirleri turizmle güçlendirirse,
o zaman Türkiye sadece turist ağırlayan bir ülke değil;
turizmle kültür üreten bir ülke hâline gelebilir.
Sonuç: Gerçek Başarı, Geriye Ne Kaldığıyla Ölçülür
Turizm sezonu bittiğinde geriye ne kalıyor?
- Boşalan oteller mi?
- Betonlaşmış sahiller mi?
- Yoksa canlanan şehirler, güçlenen zanaatlar, korunan gelenekler mi?
Gerçek başarı, kasaya giren dövizle değil;
topluma kalan değerle ölçülür.
Eğer turizm bir coğrafyada kültürü güçlendiriyorsa,
insanları birbirine yaklaştırıyorsa,
yerel hayatı zenginleştiriyorsa…
İşte o zaman turizm gerçekten başarılıdır.
Ve bu model, en çok da Anadolu’ya yakışır.
TÜRK TURİZMİNİN KAVRAM HARİTASI