Menü Kapat

Ciro Var Ama Kâr Yok: Butik Otellerde Paranın Nerede Kaybolduğunu Gösteren 5 Kritik Veri

Sezon boyunca otel doluydu: Telefonlar susmadı, personel koşturdu, odalar çevrildi.

Ama sezon bittiğinde masada tek bir soru kaldı:

“Bu kadar çalıştık… para nereye gitti?”

Bu soruyu neredeyse her hafta farklı bir butik otel sahibinden duyuyorum.
Ve veriler şunu çok net söylüyor:

Sorun ciroda değil.
Sorun, kârın nerede eridiğini görememekte.

Çünkü birçok küçük ve orta ölçekli otel hâlâ tek bir rakamla yönetiliyor: toplam ciro.

Oysa modern otelcilikte ciro bir başarı göstergesi değil, yalnızca ham bir sonuçtur.

Gerçek yönetim, o cironun nasıl dağıldığını bilmektir.


Ciro Neden Yanıltıcıdır?

Ciro sizi mutlu eder.
Ama sizi korumaz.

Çünkü ciro şunu söylemez:

  • Bu gelir hangi odadan geldi?
  • Hangi kanalda eridi?
  • Hangi gider kalemi büyüdü?
  • Hangi maliyet sessizce kontrolden çıktı?

Bu nedenle yüksek ciroyla kapanan sezonlar, düşük kârlılıkla sonuçlanabilir.

Veriler gösteriyor ki butik otellerde kâr kaybının büyük bölümü tek bir büyük hatadan değil,
beş küçük kör noktadan oluşur.


🔍 Paranın Nerede Kaybolduğunu Gösteren 5 Kritik Veri

1️⃣ Oda Başına Gerçek Kazanç (Net RevPAR Mantığı)

Birçok otel doluluğa bakar.
Ama doluluk, kâr anlamına gelmez.

Aynı doluluk oranına sahip iki otel arasında %30–40 kârlılık farkı oluşabiliyor.

Neden?

Çünkü önemli olan soru şudur:

“Bir oda bana gerçekten ne kadar kazandırıyor?”

Komisyon, KDV, indirim, iptal ve fiyat baskısı düşüldükten sonra kalan rakam çoğu zaman tahmin edilenden çok daha düşüktür.

Yani oda dolu olabilir ama kârsız çalışıyor olabilir.


2️⃣ Komisyonların Görünmeyen Gerçek Oranı

Booking %15 alıyor gibi görünür.
Ama finansal tabloda bu oran çoğu zaman %22–27 bandına çıkar.

Neden?

  • Komisyon KDV’ye girer
  • Net fiyat baskısı oluşur
  • Diğer kanallar fiyat düşürmeye zorlanır

Sonuç:

Komisyon sadece bir gider değil,
tüm fiyat yapısını bozan zincirleme bir etkidir.

Birçok butik otel bu etkiyi fark ettiğinde sezon çoktan bitmiştir.


3️⃣ Personel Gideri: Azlık Değil Dengesizlik Sorunu

“Butik oteliz, az personelle idare ediyoruz.”

Bu cümleyi çok duyuyorum.

Ama veriler şunu gösteriyor:

  • Sorun personel sayısı değil
  • Sorun vardiya, görev ve sezon planlaması

Yanlış planlanan personel;

  • fazla mesai yaratır
  • motivasyon düşürür
  • hizmet kalitesini bozar
  • maliyeti sessizce büyütür

Personel gideri oranı, otelin nabzıdır.
Yükseliyorsa bir yerde sistem bozulmuştur.


4️⃣ Kahvaltı ve Mutfak: En Sessiz Kâr Kaçağı

Butik otellerde en az ölçülen alan mutfaktır.

Oysa veriler çok nettir:

  • Açık büfe kahvaltı, kontrol edilmezse en hızlı şişen giderdir
  • Fire görünmez ama süreklidir
  • “Misafir memnuniyeti” gerekçesiyle israf normalleşir

Mutfak gideri kontrol edilmiyorsa,
otel kârı her sabah biraz daha azalır.

Bu kayıp büyük değildir — ama süreklidir.
Ve en tehlikeli kayıp türü budur.


5️⃣ Sabit Gider – Sezon Uyumsuzluğu

Elektrik, internet, yazılım, bakım, güvenlik, muhasebe…

Bu giderler sezonu bilmez.
Ama gelir bilir.

Sezonu kısa, sabit gideri uzun olan otellerde şu sorun yaşanır:

Yazın kazanılan para, kışın sessizce erir.

Bu yüzden yıllık değil, aylık kârlılık takibi hayati önem taşır.

Yıl sonunda değil, ay içinde uyarı veren sistemler gerekir.


Peki Bu Veriler Neden Görünmüyor?

Çünkü bu veriler muhasebede parça parça vardır.

Ama:

  • otel diliyle sınıflandırılmamıştır
  • operasyonla ilişkilendirilmemiştir
  • yönetim kararına dönüşmemiştir

Yani sorun veri eksikliği değil.

Sorun, verinin konuşamamasıdır.

İşte bu noktada klasik muhasebe biter,
finansal yönetim başlar.


Akılda Kalacaklar (Key Takeaways)

  • Ciro bir sonuçtur, kâr bir yönetim becerisidir
  • Doluluk yüksek olabilir ama oda kârsız çalışıyor olabilir
  • Komisyon sadece %15 değildir, zincirleme bir maliyettir
  • Mutfak gideri kontrol edilmezse kârı sessizce emer
  • Görmediğiniz gider sizi en çok yoran giderdir

Bu yazıyla birlikte artık şunu net olarak görüyoruz:

Butik otellerin temel sorunu “para kazanmamak” değil,
paranın nerede kaybolduğunu görememek.

Bir sonraki yazıda şu sorunun cevabını ele alacağız:

“Bu dağınık verileri sade, anlaşılır ve yönetilebilir hale nasıl getiririz?”

Yani:
USALI standartları butik otellere nasıl uyarlanır?

Ama korkmayın.
Büyük otellerin karmaşık haliyle değil —
küçük otellerin yaşayabileceği sade haliyle.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir