Menü Kapat

Sezon Açıldı: Yine O Bildik Heyecan, O Belli Belirsiz Tedirginlik

O kadar sezon geldi geçti ki, artık sezon açılışlarını saymayı unuttunuz. Artık ilk misafirin kapıdan girişini izlerken içinizin pır pır ettiği o günler geride kaldı. Şimdi daha farklı bir şey var: Yorgun bir rutin değil, ama gençlikteki o saf heyecan da değil. Daha çok, bir arkadaşınızı evinizde ağırlamadan önceki son dakika kontrolü gibi. “Şurada bir toz var mı?” diye göz gezdirdiğiniz o an.

Alıştık Ama Katılaşmadık

İşin garibi, kaç yıl geçerse geçsin, sezonun ilk misafirleri gelmeden önceki o son gece yine tam uyuyamazsınız. Beyninizde bir şeyler döner durur. “Acaba suyu açtığımızda sıcak gelir mi? Klimayı denemiş miydim? Şu yeni aldığım nevresim takımı yıkanmış mıydı?”

Panik yapacak haliniz yoktur artık. Tecrübe size paniğin bir işe yaramadığını öğretmiştir. Ama şu da var: Her sezon kendine özgüdür. Geçen sene sorunsuz işleyen sistem, bu sene aynı aksamayabilir. Geçen seneki personel bu sene yoktur. Geçen seneki tedarikçi fiyatları çoktan unutulmuştur.

Bu yüzden alışmış olsanız da, tam anlamıyla “rahat” olamazsınız. O hafif tedirginlik, o “bir eksik çıkmasa bari” duygusu, işin doğasında vardır. Ve belki de iyi ki vardır. Çünkü sizi uyanık tutar. Sizi “her şey yolunda” rehavetine sokmaz.

O Bildik Rutin

Kapı çalar. İlk misafir gelir. Gülümsersiniz. “Hoş geldiniz” dersiniz. Formülü yıllar önce öğrenmişsinizdir. Ama her seferinde biraz farklıdır. Bazen misafir çok konuşkandır, bazen hiç konuşmaz. Bazen her şeyi beğenir, bazen gözü hiçbir şeyi görmez.

Siz ne yapacağınızı bilirsiniz. Odayı gösterirsiniz. Kahvaltı saatini söylersiniz. Wi-Fi şifresini verirsiniz. Bu hareketler o kadar otomatikleşmiştir ki, bazen farkında bile olmadan yaparsınız. Ama yine de her seferinde biraz daha iyisini yapmak istersiniz. “Acaba bu sefer şu küçük notu odalarına koysam mı?” diye düşünürsünüz. Bazen koyarsınız, bazen unutursunuz. Hayat devam eder.

Olası Aksaklıklar ve “Ben Bilirim” Rahatlığı

Tecrübeli işletmecinin en büyük avantajı, bir aksaklık çıktığında ne yapacağını bilmesidir. Genç işletmeci panikler, telefonlara sarılır, yardım çağırır. Siz ise cebinizde bir anahtar, dolapta bir yedek ampul, çekmecede bir sigorta vardır. Sorunu yaşamadan önce çözmüşsünüzdür belki de. Ya da çıktığı anda müdahale edersiniz, kimse bir şey anlamaz.

Bu rahatlık, yılların getirdiği bir lüks değildir aslında. Yılların getirdiği bir bilgi birikimidir. Hangi ocak hangi yıl arıza yapar, hangi musluk ne zaman damlatmaya başlar, hangi odanın kliması geç ısınır, bunları bilirsiniz. Kimse söylemese de siz bilirsiniz. O yüzden ilk günlerdeki o “kötü bir sürpriz çıkmasın” isteği, tecrübeniz sayesinde çoğu zaman boşa çıkar. Çünkü çıkacak sürprizleri daha çıkmadan tahmin edip önlemişsinizdir.

Ama Şu Personel Meselesi

Tecrübeli işletmecinin en çok zorlandığı konu, her sezon değişen personeldir. Yıllardır aynı ekiple çalışan bir küçük otel pek yoktur. Her sezon yeni yüzler gelir, bir kısmı alışır kalır, bir kısmı birkaç hafta sonra kaybolur gider. Bu belirsizlik, en tecrübeli işletmeciyi bile zorlar.

İlk misafirler gelmeden personel tam kadro olmamıştır çoğu zaman. Bir eksik vardır, bir hasta çıkar, bir arkadaş “ben gelmeyeceğim” der. Siz yine resepsiyondasınızdır, yine kahvaltıdasınızdır, yine odaları kontrol ediyorsunuzdur. Sanki yirmi yıl önceki gibi. Ama bu sefer farklıdır. Artık şikayet etmezsiniz. Çünkü işin doğasında bu olduğunu öğrenmişsinizdir. “Ne yapalım, idare edeceğiz” dersiniz, kolları sıvarsınız.

Yorumları Okumamak da Bir Tecrübedir

İlk yorumlar geldiğinde, genç işletmeci heyecanla okur, sevinir veya üzülür. Tecrübeli işletmeci ise… Bazen hiç okumaz. Bazen aylar sonra bakar. Bazen çok iyi bir yorum gelince “işte bu” der, kötü bir yorum gelince “herkesi memnun edemezsin” der, yoluna devam eder.

Yorumlar önemlidir elbette. Ama tecrübeli işletmeci bilir ki, bir yorum işletmenin gerçeğini yansıtmaz. Bazen en iyi işletmeye kötü yorum yazılır, bazen vasat bir işletme göklere çıkarılır. Önemli olan, yorumlardan ders çıkarabilmek ama onlara takılıp kalmamaktır. Bu dengeyi kurmak zaman alır. On yıl sonra, oturmuştur.

Sonuç

Sezon açıldı. İlk misafirler geldi. Kalbiniz bir kez daha o tanıdık telaşla attı. Ama bu kez panik yok, çünkü paniğin işe yaramadığını biliyorsunuz. Bir aksaklık çıkarsa, ne yapacağınızı biliyorsunuz. Bir şey eksik olursa, nerede ne olduğunu biliyorsunuz.

Tecrübe, sizi mükemmel yapmaz. Ama sizi hazırlıklı yapar. O yüzden bu sezon da her şey yolunda gidecek. Çıkacak küçük aksaklıkları çözecek, gelen misafirleri ağırlayacak, yorgun düştüğünüzde bir çay koyup bahçede oturacaksınız. Bunları daha önce yaptınız. Yine yapacaksınız.

Sadece şunu unutmayın: Her sezon bir öncekinden farklıdır. Bu farkı keşfetmek, işin tazeliğini korur. O yüzden ilk günlerdeki o bildik tedirginliğe sarılın biraz. Sizi uyanık tutan, sizi iyi yapan şey odur.

Sezonunuz açık, misafirleriniz hoşnut olsun. Ve bu yıl da her şey, olması gerektiği gibi olsun.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir